Deprem bölgesinde inşaat geriledi, batıda talep arttı
Mayıs 2026'da deprem bölgesindeki inşaat talebi yıllık yüzde 24 düşerken, Marmara, Ege ve Karadeniz'de yüzde 15 yükseldi. Çimento ve beton hacmindeki büyüme, inşaat hareketliliğinin batıya kaydığını gösteriyor.

Türkiye gayrimenkul ve inşaat sektöründe talebin coğrafi dağılımında belirgin bir değişim yaşanıyor. Deprem felaketinin ardından bölgede yürütülen yeniden inşa çalışmalarına dayalı inşaat talebi, Mayıs 2026 verilerine göre yıllık bazda yüzde 24 oranında geriledi. Buna karşılık Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde inşaat talebinin yüzde 15 arttığı tespit edildi. Bu durum, sektörün ülke genelinde homojen bir büyüme yerine, bölgeler arasında farklılaşan bir dinamik izlediğini ortaya koyuyor.
Emlakdream'da yayınlanan habere göre, Akçansa'nın ikinci çeyrek bültenindeki veriler, inşaat faaliyetlerindeki bu bölgesel kaymayı net bir şekilde gözler önüne seriyor. Yapı malzemeleri pazarındaki hareketlilik de bu tabloyu destekliyor. İkinci çeyrekte çimento hacmi yüzde 9,5, hazır beton hacmi ise yüzde 27,7 oranında büyüdü. Hazır beton kullanımındaki yüksek artış, şantiyelerdeki fiili inşaat faaliyetlerinin sürdüğünün ve sahadaki uygulamanın canlı olduğunun önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Veriler, deprem bölgesindeki kamu kaynaklı yeniden inşa hızının yavaşlamasıyla birlikte, sektörün odağının batı illerindeki konut ihtiyacı ve kentsel dönüşüm projelerine doğru kaydığını işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde hane halkının satın alma gücü ve dönüşüm faaliyetlerinin kapsamı, piyasanın seyrini belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu değişim, yatırımcıların ve geliştiricilerin sadece üretim miktarına değil, yatırım yapılacak bölgelere ve geliştirilecek projelerin niteliğine de odaklanmasını zorunlu kılıyor.
Sektördeki bir diğer önemli gündem maddesi ise yapım teknolojileri ve çelik konut üretimi. Üç yıl içinde 1 milyon çelik konut üretilmesine yönelik hedef, mevcut üretim kapasitesinin yetersizliği tartışmalarını beraberinde getiriyor. Bu hedefin gerçekleşmesi için yılda yaklaşık 3 milyon ton çelik gereksinimi doğacağı belirtilirken, mevcut çelik yapı üretiminin yaklaşık 1 milyon ton seviyesinde kaldığı ifade ediliyor. Şu an yapı stokunda çeliğin payı yüzde 3-5 aralığında bulunuyor ve önümüzdeki beş yılda bu oranın en az yüzde 15'e çıkarılması planlanıyor.
Çelik yapıların yaygınlaştırılması için üretim kapasitesinin artırılması ve sektörün bu dönüşüme hazırlanması kritik önem taşıyor. Ancak hedeflerin hayata geçirilmesi, yalnızca kapasite artışıyla sınırlı kalmayıp finansman koşulları, uygulama süreçleri ve talep dinamiklerine de bağlı olacak. Gayrimenkul geliştiricilerinin, Türkiye genelindeki ortalama verilerin ötesine geçerek bölgesel talebi, yerel piyasa koşullarını ve üretim maliyetlerini birlikte analiz etmesi gerekiyor. Marmara, Ege ve Karadeniz'deki talep artışı, bu bölgelerdeki fırsatların daha detaylı incelenmesini gerektirirken, rekabetin doğru bölgede doğru projeyi geliştirme ve değişen teknolojilere uyum sağlama kapasitesi üzerinden şekillenmesi bekleniyor.
TürkAta Haber Ajansı
Emlak Gündemi