İçeriğe geç
  • Dolar 49,7390 ▲ %0,16
  • Euro 55,7325 ▼ %0,15
  • Sterlin 66,5736 ▼ %0,12
  • Gram Altın 6.393,32 ▼ %0,49
  • Çeyrek Altın 10.560,44 ▼ %0,55
  • Gümüş 86,35 ▼ %0,98
  • Bitcoin 4.039.397 ▼ %0,04
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

Mimari ve Tasarım

Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası Projesi Ödül Aldı

Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası Projesi Ödül Aldı

Fatma Zeynep Altınbaşlı ve Tuna Han Koç'un tasarımı, Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması'nda birincilik ödülüne layık görüldü.

Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası için düzenlenen mimari proje yarışmasında Fatma Zeynep Altınbaşlı ve Tuna Han Koç imzasını taşıyan tasarım birincilik ödülünü kazandı. Proje, belediye binasını kentsel peyzaj ve kamusal alanla bütünleşen yatay bir yapı olarak kurgulayarak 'PLEGMA' adını verdiği bir sistem öneriyor.

Arkitera'da yayınlanan habere göre, PLEGMA sistemi taş şeritlerin farklı ölçeklerde mekânlar ve karşılaşma alanları üretmek üzere birbirine eklemlendiği bir planimetrik düzeni ifade ediyor. Yarışma alanının çevre yolunun doğusunda konumlanması, projenin kamusal karakterini şekillendiren temel bir veri olarak öne çıkıyor. Kuşadası'nda kıyı ve merkezde yoğunlaşan sosyal yaşamın doğuya genişletilmesi hedeflenirken, belediye yapısının sadece hizmet veren bir kurum olmaktan çıkıp gündelik hayatı destekleyen yeni bir odak oluşturması amaçlanıyor. Bu doğrultuda geniş ihtiyaç programı, kapalı bir yapı nesnesi yerine açık alanları tanımlayan ve kentsel hayatı içine alan yatay bir mimari dil ile ele alınıyor. Konu Arkitera tarafından da aktarıldı.

Tasarımda taş şeritler, yapının temel mekânsal omurgalarını oluşturuyor. Zemin katta bu şeritler parçalanarak sokaklar, avlular, geçitler ve gölgeli eşikler arasında sosyal, kültürel ve ticari birimlerle belediyenin vatandaşla doğrudan ilişkili işlevlerini örgütlüyor. Kamusal zemin yapının çevresinde kalmayıp içinden geçiyor; yapı, peyzaj ve açık alan arasındaki sınırların süreklilik gösterdiği bu düzen, gün boyu karşılaşmalar üreten zengin bir kentsel zemin yaratıyor. Düşeyde ise bu parçalı karakter bilinçli olarak değişiyor. Birinci katta şeritlerin ritmi korunurken belediye programları yatay bir bütünlük içinde birleşiyor ve yapı kamusal bir kurum kimliği kazanıyor. İkinci katta ise şeritler teraslar ve kat bahçeleri arasında yeniden parçalanarak daha küçük ölçekli bir siluete dönüşüyor. Bu kurgu, zemin kattaki kamusal çoğulluk ile üst kattaki parçalanma arasında insan ölçeğinde algılanan bir düşey denge sağlıyor.

Yatay örgü, farklı kotlar arasındaki mekânsal ilişkilerle zenginleşiyor. Avlu, kapalı atriyumlar, galeriler, kütüphanenin kademelenen mekânları, çok amaçlı salonun hacimsel ilişkisi, teraslar ve kat bahçeleri sosyal yaşamı yapının farklı seviyelerine yayıyor. Dolaşım, programları bağlayan işlevsel bir hat olmanın ötesinde, farklı hacim, ışık ve peyzaj biçimleriyle karşılaşmalar sunan mekânsal bir deneyime dönüşüyor. Mevcut ağaçların yoğun olduğu bölgede tek katlı ve bodrumsuz devam eden yapının çatısı da kentsel zeminin sürekliliğine katılıyor. Bu üst düzlemden belediye ve kütüphaneye erişim sağlanırken peyzaj, zemin kotundan yapının diğer seviyelerine taşınıyor. Yeşil çatılar, gölgeli geçişler, kontrollü gün ışığı ve fotovoltaik yüzeyler çevresel performansı tamamlıyor. PLEGMA, belediye yapısını küçük bir kent gibi ele alarak yapı, peyzaj ve kamusal alanın birbirinin sınırında sonlanmadığı, şeritler ve boşluklar boyunca birbirine dokunduğu yeni bir kentsel örgü oluşturuyor.

TürkAta Haber Ajansı
Emlak Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…