İçeriğe geç
  • Dolar 49,5780
  • Euro 55,6191
  • Sterlin 66,2813
  • Bitcoin 4.136.186 ▲ %2,52

Kira ve Kiracı

Ekonomik baskı doğurganlığı düşürdü

Ekonomik baskı doğurganlığı düşürdü

Türkiye'de toplam doğurganlık hızı 2014'te 2,19 iken 2025'te 1,42'ye geriledi. İkinci çocuk sahibi olma oranındaki düşüşün, doğurganlık kaybındaki en büyük etken olduğu belirtildi.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan "Türkiye'de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler" raporu, ülkedeki doğurganlık oranlarındaki düşüşte ekonomik zorlukların ve çocuk bakım hizmetlerine erişimdeki aksaklıkların etkili olduğunu ortaya koydu. Veriler, 2021-2025 dönemindeki doğurganlık kaybının yüzde 75,9'unun ikinci çocuk sahibi olma oranındaki azalmadan kaynaklandığını gösterdi.

Ekonomim'de yayınlanan habere göre, araştırma sonuçları dar gelirli ailelerin bütçelerinin büyük kısmını temel ihtiyaçlara ayırmak durumunda kaldığını vurguladı. En düşük gelir grubundaki hanelerde tüketim harcamalarının yüzde 67,9'u konut ve gıda giderlerinden oluşurken, 15 yaş altı çocukların bakımını üstlenen çalışanların yüzde 83'ü profesyonel bakım hizmetlerinden faydalanamıyor. Raporda, doğurganlığı teşvik etmek amacıyla bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, konut maliyetlerinin düşürülmesi ve istihdam güvencesinin güçlendirilmesi önerileri yer aldı.

İstatistiklere göre toplam doğurganlık hızı, 2014 yılında kadın başına 2,19 çocuk seviyesindeyken 2025 yılında 1,42'ye kadar indi. İlk çocuğunu dünyaya getiren kadınların ikinci çocuk kararı alma oranı da 2013'teki 0,906 seviyesinden 2025'te 0,712'ye geriledi. Bu durum, son dönemdeki düşüşte ikinci çocuk planlarının ertelenmesinin veya vazgeçilmesinin belirleyici olduğunu kanıtlıyor. Kira, gıda, eğitim ve bakım masraflarındaki artış, ailelerin yeni çocuk sahibi olma konusunda daha temkinli davranmasına neden oluyor.

Çocuk bakımının kadınların iş hayatındaki yerini de etkilediği görülüyor. Hanesinde üç yaşından küçük çocuk bulunan 25-49 yaş arası kadınların istihdam oranı yüzde 26,9'da kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak kaydedildi. Raporda, bu uçurumu kapatmak için erişilebilir ve uygun fiyatlı bakım hizmetlerinin artırılması ile doğum sonrası işe dönüşü kolaylaştıran uygulamaların geliştirilmesi tavsiye edildi.

Gelir dağılımındaki fark, harcama kalemlerinde de net bir şekilde kendini gösteriyor. En düşük gelirli yüzde 20'lik kesimde konut ve kira harcamalarının payı yüzde 38,7, gıda harcamalarının payı ise yüzde 29,2 olarak ölçüldü. Bu iki kalemin toplamı, söz konusu grubun tüketim harcamalarının yüzde 67,9'unu oluştururken, en yüksek gelirli yüzde 20'lik kesimde bu oran yüzde 38,1 seviyesinde kaldı. Ayrıca düşük gelirli hanelerde kiracılık oranı, 2014'te yüzde 24,5 iken 2024'te yüzde 36,7'ye yükseldi.

Artan konut maliyetleri, ailelerin mevcut bütçelerini olduğu kadar gelecekteki çocuk sahibi olma planlarını da kısıtlıyor. Kira ve temel ihtiyaçlara ayrılan kaynakların artması, özellikle ikinci çocuk için ayrılacak bütçeyi daraltıyor. Eğitim masraflarındaki yükseliş de ailelerin gelecek kaygısını derinleştiriyor. Ağustos 2026'da eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı yüzde 53,44'e ulaşırken, genel enflasyon yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Eğitim maliyetlerindeki bu artış, çocuk yetiştirmenin uzun vadeli ekonomik yüküne dair endişeleri artıran başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.

TürkAta Haber Ajansı
Emlak Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…