Gıda zincirinde enerji verimliliği maliyetleri ve kayıpları azaltacak
Tarladan sofraya gıda zincirinin her aşamasında enerjinin verimli kullanılması, maliyetlerin düşürülmesi ve gıda kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.
AA'nın haberine göre, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kuruluş yıl dönümü dolayısıyla her yıl 16 Ekim'de kutlanan Dünya Gıda Günü'nün bu seneki teması, "Bugün yenilik yap, yarını besle" olarak duyuruldu.
FAO verilerine göre, tarımsal gıda sistemleri küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30'unu oluşturuyor. Enerjinin yüzde 70'inden fazlası ise ürün tarladan çıktıktan sonra taşıma, işleme, paketleme, depolama ve pazarlama aşamalarında kullanılıyor. Bu süreçte kaynakların verimli kullanılması, enerji giderlerini ve maliyetleri azaltmada önemli bir rol oynuyor.
FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gıda sektörünün yoğun enerji kullandığını, sulama ve tarım makinelerinin bu tüketimde başı çektiğini ifade etti. Selışık, su ve enerjinin birlikte yönetilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Gıda zincirinin tüm aşamalarında enerji ve su tasarrufu sağlayan uygulamaların yaygınlaştırılması, üretim süreçlerinin verimliliğini artırabilir. Sulamada güneş enerjisi kullanılması da elektrik giderlerini azaltabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Damla sulama sisteminin yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini belirten Selışık, toprak nemini ve sıcaklığını ölçen cihazlar ile dijital uygulamalar sayesinde sulamanın doğru zamanda yapılmasını teşvik ettiklerini söyledi. FAO'nun uygulamalı çiftçi okullarındaki saha çalışmalarına değinen Selışık, "Yüzde 50'lik elektrik tasarrufu gerçekleştirildi. Yine yüzde 50'ye yakın su tasarrufu oldu." bilgisini paylaştı.
Manisa'daki zeytin bahçelerinde bu çalışmaların yürütüldüğünü, daha önce de şeker pancarı ve ayçiçeği üretiminde benzer uygulamalar yapıldığını aktaran Selışık, Bolu'da toprak sürülmeden tohumların doğrudan ekildiği yöntemin mazot kullanımını azalttığını kaydetti. "Doğrudan ekim gibi bir metodun daha da yaygınlaşması, özellikle büyük alanların ekiminde ciddi enerji tasarrufu sağlıyor." dedi.
Enerji tüketimi yalnızca tarladaki üretimle sınırlı kalmıyor; ürünlerin depolanması ve taşınması da maliyetleri artırıyor. Selışık, kooperatiflerin ortak depolama ve planlı taşımacılıkla bu giderleri azaltabileceğini belirterek, "Herkesin bireysel soğuk hava deposu kiralamasının ya da kullanmasının yerine ürünlerin ortak alanda toplanması önemli." dedi. Ortak taşımacılığın mazot ve soğutma kaynaklı enerji giderlerini de düşürebileceğini vurgulayan Selışık, FAO'nun kooperatifleri güçlendirmek ve üreticilerin pazara erişimini kolaylaştırmak için çalıştığını bildirdi.
Dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin kaybolduğuna veya israf edildiğine işaret eden Selışık, bu süreçte harcanan elektrik, su ve mazotun da boşa gittiğine dikkati çekti. Hasat sırasında ürüne zarar verilmesinin taşımacılık sonrası bozulmaya yol açabileceğini ifade eden Selışık, doğru hasat yöntemleri ve güçlü soğuk zincirin kayıpları azaltabileceğini söyledi. "Gıdayı baştan itibaren iyi planladığımız zaman, doğru yöntemlerle ürettiğimiz zaman, bilgiyi çiftçiye doğru şekilde aktardığımız zaman zaten bir kayıpla karşılaşmanız çok minimum seviyede olacak." diye konuştu.
Gıda zincirinde enerji tasarrufunu artırmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve üretim yöntemlerinin iyileştirilmesi gerektiğini belirten Selışık, FAO'nun güneş enerjisi kullanımını ve atıklardan enerji üretimini teşvik ettiğini ifade etti. Doğa temelli çözümler projesi kapsamında Türkiye'de buğday ve süt ürünlerine odaklanılacağını, çiftçilere yönelik eğitimlerle doğayla uyumlu üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini kaydetti. Agroekolojik yöntemlerin çevrenin korunmasına ve enerji tasarrufuna katkı sağlayabileceğini vurgulayan Selışık, "Agroekoloji, aslında çevreyi koruyan, enerji tasarrufunu sağlayan bir başlık." dedi.
TürkAta Haber Ajansı